evrencikliler.sitemynet.com
OJGELDİNİZ
KÖYÜMÜZ
KOOPERATİF
DERNEĞİMİZ
KÖYDE YAŞAM
EĞİTİMCİLER
GÜNCEL HABER
MUHTARLIK
FOTO GEZİ
D U Y U R U
TRAÇİM
DEĞERLERİMİZ
ATALARIMIZ
İLETİŞİM
YEMEK-KÜLTÜR
KELAM -KALEM
LİNKLER
REKLAMLAR

ATALARIMIZ


I===>>.....Kena praviş....Kolku Pomashki...===>

ELVEDA RUMELİ! MERHABA RUMELİ

MERHABA RUMELİ..


Ahhhh rumeli ahh, nasılki bıraktık seni üylece,
Geldik buralara, ama hepten masım kaldık be ya
Burnumuzda tüteyi Rodopların çiçek kokusu.
Dramanın içinde, kim kurar pazarları biz yokken, kim?
Selalar kimin için okunur bre Selanikte,
Kim gezer Rodopların çiçek döşeli yaylalarında,
Pakizeler yok oralarda, yok .
Esme bre deli rüzgar desin
Yari yollarda değil ki artık...

Debreli de göçtü bu dünyadan,
Dagları inletecek martini de pas tuttu,
Arda boylarında erikler belkler Ferideyi,
Tuna boyu bile Alişi özlemiş...
Gel Feride gel, Arda seni affetmiş
Dalgalar almayacak ,almayacak seni..


Ramize istemez saraylar, kerpiç evlere razi
Yeterki Pürsican daki komşilikler olsun,
Te ne ka baskılarda olsa, zulımlerde ,
Azıcık dayansaydık hasrete.
Lofçanın ardında kaya,
Kayalarda çobanlar çalar kavalini,
Ararlar gülin kırmızısini,

Ahhh yüce ATAM Ahhh , gidecegine anavatana Selanikten ,
Getireydin Selanik e anavatanı...
Süleyecegine şimdi ELVEDA RUMELİ diye ,,
Süleyecektik MERHABA RUMELİ...

KOCAPOMAK tan rumeliye ve rumelili kalanlara saygılar..
Irfan Toker
March 21st, 2008



ILICA-HALIKÖY-HIDIRKÖY

drama.jpg

DRAMA

Drama'dan gelen göçmenler Pomak asıllıdır. Geldikleri köylere göre isimlendirilirler. Şubilova, Tomal, Katrancı köyünden gelenler geldikleri yerlerde komşu köy olmalarından ve kız alıp verme yoluyla akrabalık ilişkileri olduklarından göç sırasında ve göçten sonra birlikte hareket etmişlerdir. Drajenler (Drajenitski) ise Drama'ya yakın olan biraz daha farklı bir bölgeden olduklarından önceye dayanan akrabalıkları yoktur.
Atalarımızın geldiği yerler tarihte Selanik ilinin Drama ilçesinin Caç Nahiyesinin Ilıca karyesinin (köyünün) Yeşil mahallesi olarak geçmektedir. Ilıca köyü pomak atalarımızın geldikleri köydür. Şubilova köyü göç dolayısıyla boşaltıldıktan sonra yeniden yerleştirme yapılmadığından tamamen yok olmuştur. Komşu köyleri Ilıca (Evrencik), Leşten (Soğucak), Radiboş, Tomal, Kestencik, Banova, Trigrad gibi köylerdir. Evrencik Köyüne gelenlerin bir kısmı da yine daha güneyde kalan Hıdırköy den gelmişlerdir.

Göç hazırlıkları bir ay sürmüş. At arabaları ile yanlarında getirecekleri eşyaları Drama'ya tren istasyonuna taşımışlar. Tren ile Edirne'ye oradan da Kırklareli'ye gelmişler. Grubun ileri gelenleri İskan görevlileri ile yerleşebilecekleri bir köy araştırmaya başlamışlar. Pınarhisar'ın Kaynarca, Vize'nin Evrencik (o zamanlar Vize'ye bağlı olan) Yenice köyünde Rumlardan kalan boş evlere yerleşmişler. Tekrar geri dönecekleri umudu olduğundan boş ev bulunmasına rağmen akrabalar kalabalık haneler şeklinde evlere yerleşmişler. Mübadele zamanı diğer göçmenler gibi kişi başına 7 dönüm arazi verilmiş. Aşağıdaki Pomakça ezgi göçmenlerin ruh halini anlatan güzel bir örnektir.

Turkso macıro tornavot (Türkler macırlığa giderler)

Vatanyanasu prudavot (topraklarını satarlar)

Bela gruşova izmenot (Beyaz kuruşları değiştirip)

Jelto altıno izberot (Sarı altın toplarlar)

Varveo kolko varveo (Gittiler ne kadar gittiler)

Yeaga af tuna penala (Geldiler Tuna'ya dayandılar)

Tuna motna teknala (Tuna bulanık akar)

Macırosa çudneo (Macırlar düşündüler)

Dalisa nadzak vorneme (Acaba geriye mi dönelim )

Dalisa Tuna nafarnim (Acaba Tuna'ya mı atılalım )?


KAYNAK::: O.BİRİCİK.
http://www.geocities.com/yenice39/e_drama.html

draman_n_kuzeyi.jpg

DEĞİRMEN -MISIR UNU -KAÇAMAK

watermill.jpg

DRAMA' nın tarihi
Osmanlılar Rumeli ye geçtikten sonra Batı Trakya da ve Balkanlarda fetihlere devam ederek yeni yerler elde etmişlerdir. Drama ve İskeçe başlıkları altında verilen bilgilerde; Drama nın 1373 te, İskeçe nin de Eylül-1383 te Osmanlılar tarafından fethedildiği belirtilmektedir.
Bu tarihlerden sonra Osmanlılar; fethettikleri yörelerde nüfus politikaları gereği Anadolu dan Türk aile göçlerini teşvik ederek buralarda Türklerin yerleşimini sağlamışlardır. Özellikle 16. Yüzyılın ortalarından itibaren 17. Yüzyıl ortalarına kadar Batı Trakya yöresinde Anadolu dan gelen Yörük boyuna mensup Türklerin yerleşimiyle nüfus oranlarında büyük artış olmuştur.
Ancak, Osmanlı nın gerileme döneminden itibaren Balkanlarda toprak kayıplarıyla beraber Batı Trakya, daha batıdaki ve kuzeydeki Türklerin göçlerine sahne olmuş, nihayet 1877-1878(rumi:1293) Plevne savaşındaki yenilgiden sonra Anadolu ya tersine göçler başlamış(93 muhacirleri), 1. Dünya savaşı sonunda da Batı Trakyanın doğu kısmı hariç, diğer kısımları Lozan anlaşması gereği mubadele(karşılıklı değişim-göç) işlemine tabi tutularak yaklaşık 600.000 Türk ilâ 2 milyon Rumun karşılıklı mubadelesi gerçekleştirilmiştir(1924).

Bizim Rumeli-1990



a_pomak_water-mill_owner.jpg

RODOPLARIN MÜSLÜMAN HALKI


Pomaklar, Balkanlarda Pomakça konuşan Müslümanlara verilen bir addır. Pomakların, Kuman Türklerine dayanan uzun bir tarihi geçmişi vardır. Kuman Türkleri miladi 916 yılında Kuzey Çinden ayrılarak önlerine çıkan Ruslarla savaşıp, XI. ve XII. yüzyılda Ukrayna ve Romanya üzerinden Balkanlara inmeğe başlayan bir Türk kavmidir. İlk olarak kuzey Bulgaristana daha sonra güneye doğru inerek Rodoplara ve Makedonyanın doğu kısımlarına yerleşmişlerdir. Yerleştikleri bölgelere Kumanova, Kumantsi, kumança gibi isimler vermişlerdir.

Kuman ve Peçenek Türklerinin kurdukları federasyonun yıkılması neticesinde Kuman Türk boylarından birçoğu Romanya, Macaristan, Avusturya ve Çekoslovakya içlerine kadar giderek gayri Türk unsurların içinde Hıristiyanlığı kabul etmişler ve etnik varlıklarını kaybetmişlerdir. Batı Trakya ile Rodop ve Prin bölgelerinin dağlık kesimlerinde ise bir hayli Kuman Türk boyu kalmıştır.

1065 yıllarından itibaren Bizans, Slavların güneye inmelerini önlemek amacıyla Konya nın bazı kesimlerinden birçok Türk kabilelerini gayet tavizkar tekliflerle Teselya ile Makedonya ve Rodoplara götürüp iskan ettirmiştir. Bu kabilelerin 55-60 bin kişilik bir topluluk olduğu Bizans kroniklerinde belirtilmektedir. Daha sonra 1345 yılında Gazi Umur Beyin fütuhatına sahne olan bu bölgelere 100 bin kadar Yörük Türkmen iskan edilmiştir.





pomak_dokuma_tezgahi.jpg

Anadolu dan iskan edilen bu Türk-Müslüman grupları bu bölgede yaşayan Kuman Türkleri arasında İslamiyetin yayılmasında etkili rol oynamışlardır. Bu gruplar arasında şeyh, abdal, derviş, gibi İslam misyonerleri İslam ın propagandasını yapmışlardır. Bulgar tarihçileri Zlatarski ve İreçek İslam Dini misyonerlerinin Bulgaristan da İslam propagandasını yaptıklarını ve XIII. asra kadar İslam dininin bu yörelerde yayıldığını belirtmektedir. Tarihi verilere göre Kuman Türkleri nin ihtida ederek Müslüman oluşları Osmanlı nın bölgeye gelmesinden önceye rastlamaktadır.

Slavlar Kuman Türk Müslümanlarına Osmanlı ordularına yardım ettikleri için yardımcı anlamına gelen pomagaç adını vermişler ve bu zamanlarda Pomak şeklini almıştır. Ancak bu kelime Osmanlı müelliflerinin eserlerinde geçmediği gibi, Pomak adına da hiçbir yerde rastlanmamaktadır. Bu tabir Türkçe eserlerde ancak 1877-1878 Türk-Rus harbinden sonra Balkanlar dan gelen muhaceretler dolayısıyla rastlanır.

Pomaklar bütün tarihleri boyunca Osmanlı Devletine sadakat ile hizmet etmiştir. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının elim neticeleri Rodopların Rus ordusu ve Bulgar komitacıların istila tehlikesine kaldığı vakit, Rodop Türkleriyle Pomaklar yine birlik ve beraberlik içinde düşmanlarını bu bölgeye sokmamışlardır. 3 Mart de imzalanan Ayastefanos andlaşması hükümlerine itiraz etmişler ve oturdukları bölgede Muvakkat hükümet kurmuşlardır. Bulgar-Rus kuvvetleri muahede şartlarını yerine getirmek için, Pomaklara saldırdılar. Pomaklar ve Rodop Türkler aylarca mukavemet edip memleketlerine düşmanı sokmadılar. 1878 Haziran ayından itibaren büyük Avrupa devletlerinin ve Osmanlı Devleti nin mümessilleri Berlin de barış müzakerelerine başladıkları vakit, Rodoplar da savaş devam ediyordu. Bu çetin mücadele Berlin de toplanan kongre üzerinde etkili oldu ve çeşitli milletlerin temsilcilerinden oluşan bir heyet, Rodoplara gönderildi. Neticede Pomaklar arzularına kavuştular. Berlin Kongresi kararları gereğince müstakil bir Şarkî Rumeli Vilâyeti kuruldu ve Pomaklar ın vatanı düşman istilasından kurtuldu.


Pomaklar umumiyetle zeki, çalışkan ve cesur insanlar olup, daha ziyade ziraat ve ticaretle ile meşguldürler. Şehirlerde oturanların çoğu Türkçe konuşur. Bunlar Türk-İslam medeniyeti içinde gelişmiş olduklarından, bugün duyguları ile Türklüğe bağlı yaşamışlar ve onun keder ve saadetini paylaşmayı bir vazife bilmişlerdir.

zlatograd_kentinde_bir_pomak_evi.jpg

POMAKLARDA İMECE GELENEĞİ

İmece; işlerin ortaklaşa görülmesini sağlayan bir Türk geleneğidir. Geleneğin oluşup gelişmesi kapalı kırsal ekonominin güç koşullarında hayatı ve kültürü yeniden üretmede dayanışma gereksiniminden kaynaklanır. Bölgesel ve iklimsel koşullara göre üretilen biçimlerde farklılaşmalar görülür. Dağlık bölgelerde ve hayvancılığın belirgin bir ağırlık içerdiği kırsal ekonomik koşullar altında yaşayan Pomaklar;da da imece geleneğinin ileri derecede özelleştiği görülmektedir.
Diğer Türk topluluklarında ağırlıkla toplumun ortak işerinin (yol, çeşme, cami vs,) görülmesine yönelen imece; Pomaklarda bu işlevi de içermekle birlikte aile düzeyinde örgütlenen ekonomik faaliyetleri de kapsamış ve giderek bunlarda yoğunlaştığı gözlenmiştir. Önceleri tarla ve kır işerinde görülen yoğunluk giderek kışın evlerde görülen işlere indirgenmiş ve (işlerin görülmesinde makine kullanımının artması gibi) ekonomik gelişmelere bağlı olarak zamanla ortak iş görme fonksiyonu sona erdiği halde bir süre sadece sosyal-kültürel bir misyonla varlığını sürdürmüştür. Nihayette sosyal ilişkiler ve kültür alışverişine de pazar (şehir) ekonomisi araçlarının egemen olmasıyla bir köy geleneği olan imece işlevini kaybetmiştir.
Bu yazı; annesi Drama/Bağan, babası Drama/Çernak lı olup iskan edildikleri Vize/Küçükyayla köyünde 1927 yılında doğan Hamdi Memiş;ten alınan bilgiler üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle kaynak kişiden alınan bilgiler doğrultusunda geleneğin drama ve göç sonrası Vize;ye bağlı köylerdeki şekillenmesi esas alınmıştır. Ayrıca oğlu olara kaynak kişi ile aynı ortamı paylaşmaktan kaynaklanan görgü ve duyuma dayalı kişisel bilgilerimden de istifade ettiğimi belirtmeliyim.

İmece; 1924 mübadelesi öncesinde Yunanistan;ın Drama kazasına bağlı Çernak, Halıköy, Bağan (Bağanova, Banova),Ilıca gibi birbirine yakın Pomak Köylerinde de yaygın olarak uygulanırdı. Uygulama ağırlıkla cami gibi ortak kullanıma yönelik yapıların inşası, evlerin yapımı, hayvanların kırkılması (kıl ve yünün alınması), tarla işlerinin görülmesi, harman işleri ve kışları evde görülen ağır ve sıkıcı (mısırlar tanelerini başaktan alma, hasır dokuma, benzeri işerin görülmesine yönelik olarak yapılırdı. Bu köylerden göçenler iskan edildikleri Kırklareli;nin Vize ilçesine bağlı Küçükyayla, Kömürköy, Evrencik ile Edirne;nin Uzunköprü ilçesine bağlı Kadıgebren köylerinde aynı geleneği 1970;li yıllara kadar sürdürebilmişlerdir.
Ortak İşlere Yönelik İmece: Yol, Çeşme,Cami gibi ortak hizmetlere yönelik işlerin birlikte görülmesi olarak tanımlanacak bu tür imeceyi ;angarya; faaliyetlerinden ayırmak gerekir. Angaryada kamu adına görülecek iş ondan yararlanacak olanlar arasında hakkaniyete uygun olarak paylaştırılmak suretiyle birlikte ifa edilir. Bu yönüyle angarya bir tür vergi olarak ta değerlendirilebilir. Burada vergi olarak para yerine emek tahsil edilmektedir. İmece;de ise katılanların gönüllülüğü temel ilkedir.
Vize Küçükyayla köyündeki Cami 1947-48 yıllarında imece usulüyle yapılmıştır. Gönüllü bağış usulüyle toplanan paradan arsa ve bazı malzemeler satın alınmış ve imeceye katılanlar ellerinden gelen işlerde çalışmışlardır. Kimi manda arabasıyla taş,kum, çakıl taşımış, kimi bizzat amele olarak kimi de usta olarak çalışmak suretiyle inşaat tamamlanmıştır. Hiç kimse bağış ya da fiili çalışmaya zorlanmamış ve ayrıca kamu kaynağı kullanılmamıştır. Bunun gibi Pomakların iskan edildiği Kömürköy, Evrencik, gibi köylerin camilerinde de aynı usul izlenmiştir.
Bu tür imeceler yapılan işlerin mahiyeti itibariyle ağırlıkla erkeklerin katıldığı etkinliklerdir. Ancak camilerin temizliği, halı ve kilimlerin yıkanması gibi işlerde de kadınlar imece yapmaktadır.
Bu köylerdeki nüfusun tamamı Pomak olmadığı halde diğer nüfusun da bu imecelere katıldığı gözlenmiştir. Ancak belirtmek gerekir ki diğer nüfus imece işlerine Pomaklar gibi sıcak bakmamıştır. Pomakların imeceye yatkınlığı, bedava çalışmayı sevmeleri olarak algılanmış ve ;budala Pomak; benzeri olumsuz ifadelerin diğer kesimler arasında neredeyse deyimleşmesine yol açmıştır.
Kişisel İşlere Yönelik İmece: Bunların bir bölümü ev, samanlık, hayvan barınağı yapmak gibi inşaat işlerini konu alır ve yukarıda anlatılanlara benzerler. Farklı olarak işin sahibi kendi işinde nadiren çalışır. Onun görevi imeceye katılanlara yiyecek ve içecek hazırlayıp ikram etmekte yoğunlaşır. Bu yemekler gündelik yemeklerden farklıdır. Ziyafet yemeği biçimindedir. İçecek olarak mevsimine göre kuru ya da yaş meyvelerden yapılan hoşaf (langür-şuşurka), ve ayran ikram edilir.
Bazı imecelerde çalışanların şevkini arttırmak amacıyla Kırkpınar güreşlerinde olduğu gibi davul zurna ya da tulum çalındığı da olur. Çalışanlar bazen çalışırken ya da molalarda çalgıcılar eşliğinde veya çalgısız olarak türkü söylerler. Bu şekilde imece ile tek bir aile için oldukça zor olan işler; dayanışma içinde görülürken eğlenceye dönüşerek kültürün üretildiği zemini de oluşturmaktadır.
Kişisel işlere yönelik imecelerin bir bölümü de tarla işlerine ilişkindir. Özellikle ürün toplama faaliyetlerinde uygulandığı görülür. Rodopların engebeli arazisinde genellikle sarp ve uzun yolu olan tarlalardaki ekinlerin biçilip, demetlerin bağlanması ve ürünün taşınması hayli zor işlerdir. Yollar öküz veya manda arabası kullanılmasına dahi izin vermeyecek kadar sarptır. Ürünler bizzat insanlar tarafından veya at eşek yükü ile taşınmaktadır. Bu şekilde uzak tarlası olanlar bir veya birkaç gün önceden imece çağrısı yapardı. Belirtilen günde çağrıyı yapanın tarlasına kadınlı erkekli olarak topluca gidilir ve işe başlanırdı. Katılanlardan genellikle kadınlar orakla ekin biçer, erkeklerin bir kısmı biçilen ekinleri demet biçiminde bağlamaya yarayacak kuşakları yapar, Bazıları biçilen sapları kuşak üzerinde istifleyerek bağlamaya hazırlar bazıları ise hazırlanmış demetleri bağlardı. Davet sahibi işe karışmaz önceden evde hazırlayıp getirdiği yardımcı yemekleri servise hazırlarken diğer yandan yakılan ateşte kurufasulyeyi kaynatır ve çevirme pişirmekle meşgul olurdu. Yani imece yapanlara ziyafet hazırlamaktı onun görevi.
Kişisel işlere yönelik diğer imece biçimi ise evli veya bekar kadınların kış gecelerinde zor ve yorucu işleri görmek amacıyla düzenledikleri etkinliklerdir. Bunlar mısır soyma, eriş yapma, hasır dokuma, yün ayıklama, yünü eğirerek iplik yapma, veska halindeki mısır başaklarından tanelerin alınması gibi işlerdir. Mısır soyma sapından koparılıp toplanmış mısırlar başaklarını saran taç yaprakların soyularak başağı taneleri görülecek hale getirme işidir. Bu şekilde soyulan mısırlarda bir-iki yaprak bırakılır ve 10-15 başak bir arada olacak şekilde bu yaprakların birbirine bağlanması suretiyle bir tür demet haline getirilir. Bunlara ;veska; denir. Evlerin salon işlevi gören bölümlerinde çatı altında genellikle tavan bulunmaz. Buralarda tavan kirişlerine dizilen sırıklara bu veskalar asılarak bir tür depo olarak kullanılır ve ileride buradan alınan veskalardaki başaklardan el ile taneler ayrılır. Eriş mısır başaklarını saran taç yapraklarından hasır dokumasında kullanılmak üzere yapılan bir tür sicim ipliğine denir. Hasır sekiz on cıvarında kadının yan yana çalıştığı ilkel tezgahta dikey olarak sıralanmış erişler arasından el ile inceltilip su ile yumuşatılmış aynı taç yapraklarının atkı ipliği olarak kullanılması suretiyle dokunan ve evlerde odalara serilen kilimaltı yaygısı olarak kullanılırdı. Yün ayıklama erkeklerin yazın yaptıkları imecelerde koyunlardan kırkılan yünlerin elden geçirilerek çöplerinin ayıklanması işlemidir. Bu işlem yünü eğirmeye hazırlamak amacıyla yapılır. Yün eğirme ayıklanıp taraktan geçirilmiş yünlerin çıkrık ya da öreke gibi basit aletler kullanılarak örme işlerinde kullanılacak iplik haline getirilmesi işidir.
Ayrıca çeyiz ve diğer düğün hazırlıkları için de imece düzenlendiği olurdu.
İmeceye katılanlar işi yaparken kızlı erkekli gruplar halinde karşılıklı türkülerle atışma yapmaktan geri durmazdı. İmece bireylerin gerek çalışma ve gerekse sosyal ilişkilerini geliştirme ve kültürel becerilerini sergileme aracıydı bir bakıma,. Olayın bu yanını; Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Zeynep Zafer ;Pomak Türklerinin Nişan ve Düğün Geleneği; adlı makalesinde;Bulgaristan;ın Nevrokop kasabasının 15 km kuzeyindeki Kornitsa köyünden 1994 yılında Türkiye;ye göçeden, 1932 doğumlu Şerife Keleşova; dan aldığı bilgilere dayalı olarak Nişan ve Düğün geleneği açısından şu şekilde ifadelendirmiştir. :
; Delikanlıların kızları en yakından ve en uzun görebileceği yer, imece usulüyle iş yapılan yerlerdir. İmece işi mutlaka kışın yapılır. Akşamları kızlar toplanıp tütün işlerinde, çeyiz hazırlama işlerinde birbirlerine yardım ederler. Onlar aynı zamanda kızı olmayan ailelere de yardım edebilirler. Daha sonra yardım ettikleri kadının da onlara gidip bu tür işlere katılması gerekir. Anlaşılacağı gibi kadınlar, uzun ve soğuk aynı zamanda herkesin içerde durmasını zorlayan kışı, beraber olarak ve eğlenceli geceler düzenleyerek geçirir. Aynı zamanda da yapılması gereken sıkıcı ve yorucu işleri eğlenceli bir hale getirir. Bu nedenle köy halkı, soğuk ve uzun köy gecelerini toplu halde yaşayarak yalnız oldukları duygusuna hiç kapılmadan geçirir. Bu tür imecenin düzenlendiği evlerin kapıları, delikanlılar için her zaman açıktır. Dul ve evli erkekler bu tür yerlere gidemezler. Genelde gençler grup halinde gider. Onlar kızları seyreder,bazıları akraba olan kızlarla ve evli kadınlarla konuşabilir. Delikanlılar, ara sıra beğendikleri kızlardan birine birkaç söz söyleseler de, o kız genelde cevap vermez. Erkeğin bir kıza iletmek istediği bir şey varsa, ya o kızın akrabası olan erkek arkadaşına, ya kendi akrabası olan bir kıza, ya kızın bir yakınına ya da başka bir evli kadına söyler. Kız da cevabını onlar aracılığıyla verme imkanına sahiptir. Erkekler genelde gece saat 24 e kadar süren birkaç farklı imecenin yapıldığı yeri ziyaret edebilir. Yani bir grup, başka bir grubun geldiğini görünce, yer dar olduğu için imece düzenlenen başka bir yere gitmek üzere evi terk eder. Köyde yaşayan herkes burada olan biten her şeyden haberdar olduğu için hangi evde hangi kızların bulunduğunu da bilir. Bu nedenle bazı delikanlılar, sevdiklerinin bulunduğu evi erkenden ziyaret ederek daha uzun süre orada kalabilir.; (Atatürk Kültür,Dil ve Tarih Yüksek Kurumu/Atatürk Kültür Merkezi/ERDEM Dergisi, Türk Halk Kültürü Özel Sayısı,s.570,p.2)
Göçten sonra iskan edildikleri yerlerde pulluk, araba ve giderek harman makinesi (batoz) ve biçerdöver kullanımının yaygınlaşması tarımsal alandaki imece uygulamasını giderek ortadan kaldırmıştır. İmece 40-45 yıl kadar inşaat işlerinde ve özellikle de kış gecelerinde kadınların zorlu işleri görmek amacıyla düzenledikleri biçimiyle varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Ancak bu alanda da sanayi etkisinin artmasına paralel olarak makinelerin işleri kolaylaştırması nedeniyle imecenin ortak iş görme işlevi körelmiş ve 1970 li yıllara gelindiğinde yalnızca sosyal ilişkilere zemin oluşturan türküler söylenip manilerin atıldığı eğlence geceleri biçimine dönüştüğü gözlenmiştir. Bu son hali ile imece çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda şahsen dolu dolu yaşadığım bir olgudur. Nihayet 1980 lere gelindiğinde önceleri sayılı köy evlerine giren Televizyonu izleme toplantısı haline dönüşmüş ve ardından her eve televizyon girmesiyle de tümden ortadan kalkmıştır.

Recep Memiş/http://pomagia.forums4free.org/viewtopic.php?p=17